MERAKLI OĞLAN

Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, develer tellal pireler berber iken,ben dayımın beşiğinde tıngır mıngır sallanır iken,buralardan çok uzaklarda bir yerlerde bir kadının çok güzel ve çok marifetli bir oğlu varmış. Bu kadın oğlunu daha iyi eğitim alsın diye saraya vermiş. Bir gün sarayın padişahı hükümdarın canı sıkılmış. Saraydaki herkesi odasına toplamış ve sormuş.

‘’İçinizde Ali Cengiz oyunu bilen var mıdır ?’’

Bizim kadının oğlu durur mu? Hemen atlamış.

‘’Hünkârım! Eğer izin verirseniz ben giderim, hemen öğrenirim ve gelip sizinle Ali Cengiz oyununu oynarım’’ demiş. Hükümdar biraz düşünmüş ve izin vermeye karar vermiş. Bizim oğlan da eşyalarını toplamış ve yola koyulmuş. Saraydan çıkmış ve oyunu bilen birini bulmak için şehre doğru yürürken bir seyyah ile karşılamış. Seyyah çocuğunun bu küçük yaşta tek başına nereye gittiğini merak etmiş ve sormuş.

‘’Küçük delikanlı! Hayrola, yolculuk nereye böyle?’’ demiş.

Çocuk da cevap vermiş.’’ Hükümdarımın canı sıkılmış Ali Cengiz oyunu oynamak istedi fakat koskoca sarayda ben de dâhil hiç kimse Ali Cengiz oyununu bilmiyormuş. Ama ben merak ettim ve hünkârdan izin aldım öğrenmek için şehre gidiyorum.’’ Demiş. Bunun üzerine seyyah

‘’Hay Allah! Derdin bu mu evladım? Gel ben sana öğretirim. Çocukluğumdan beri o oyunu oynarım ben. Eğer sen de istersen gel oyunu sana ben öğreteyim.’’ Demiş. Çocuk da daha fazla yol gitmek istememiş ve seyyahın teklifini kabul etmiş ve seyyahla birlikte seyyahın evine doğru yola çıkmışlar. Yol boyunca muhabbet edip iyice anlaşmaya başlamışlar. Eve geldiklerinde seyyah çocuğu karşısına oturtmuş ve oyunu anlatmaya başlamış. Daha sonra oyuna ara verdiklerinde oğlan evi gezmek istemiş. Bir de bakmış ki bir odada bir kız iki gözü iki çeşme ağlıyor. ‘’Ne oldu sana güzel kız?’’ diye sormuş oğlan kıza. Kız da cevap vermiş. ‘’Seyyah beni okutmak için aldı, ne istediyse yaptım, nasıl dediyse okudum ama öğrenmedim diye beni buraya hapsetti. Sen sen ol onun dediklerini tekrarlama. Sen ona ne soruyorsa tam tersi cevap ver. Ama kitabını mutlaka düzen oku.’’ Demiş.

Daha sonra oğlan odaya geri döndüğünde seyyah buna bir kitap vermiş. Kitapta Ali Cengiz oyununu anlatıyormuş. Seyyah ne diyorsa delikanlı tam tersini tekrarlamış ama göz ucuyla da kitabı düz bir şekilde okumuş. Ve Ali Cengiz oyununu öğrenmiş. Ali Cengiz oyununda her kim ne zaman ne isterse onu olabiliyormuş. Çocuk iyice aklına kazımış. Seyyah ne derse yanlış cevaplar veriyormuş. Seyyah da kızmış ve bunu kızın yanında odaya kilitlemiş. Buradan ne yapsak nasıl çıksak diye düşünürken aklına bir fikir gelmiş. Bizim seyyahın tavukları varmış ve tavuklarını çok severmiş. Her gün onları otlatmak için bahçeye çıkartırmış. Hemen kıza da Ali Cengiz oyununu anlatmış. Kız da öğrenmiş. Seyyah bunları sabah ziyaret etmiş ve oradan tavuklarının yanına gitmiş. Seyyah tam tavukların yanına giderken bizim oğlanla kız hemen tavuk olup diğer tavukların arasına karışmışlar. Seyyah hiçbir şeyden şüphelenmemiş. Daha sonra ise seyyah tam bahçeden ayrıldığında kızla kuş olup uçmuşlar. Seyyah da bir bakmış ki tavuklardan iki tanesi kuş olmuş uçuyormuş. Hemen anlamış onların kaçtığını o da kuş olmuş ve arkalarından uçmaya başlamış. Oğlanla kız hemen saraya gitmişler ve başlarına gelenleri padişaha anlatmışlar. Bunların arkasından uçan seyyah tam saraya girecekken sarayın askerleri seyyahı yakalamışlar ve ömür boyu hapse atmışlar. Bizim delikanlı ve kız da evlenmiş. O günden sonra da padişahı hep eğlendirmişler. Hepsi mutlu mesut yaşamış.

Yorum Bırakınız