Tag: çam ağacı

ÇAM AĞACI İLE ORMAN PERİSİ
ÇAM AĞACI İLE ORMAN PERİSİ

Bir varmış bir yokmuş… Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, deve tellal iken, pire berber iken, ben dayımın beşiğini tıngır mıngır sallar iken… Aşağıdan gelmez mi bir ses, duyun hem de ne ses! Nerden geldi diye bakmaya niyetlendim, yüz ayak merdiveni bir çırpıda atladım. Vardım aşağıya ama bir de ne göreyim, neye bakayım! Bakmaz olaydım da keşke görmez olaydım… Aşağıda var bir sürü kalabalık, hepsi birbirinden ayık! Vardım kalabalığın yanına dedim onlara; Nereye gidiyorsunuz böyle? Biri çıktı dedi ki; ‘Masal dinlemeye’… E kim anlatır ki bu masalı dememe kalmadı; bir peri aldı beni kanadına, uçurdu götürdü masal diyarına… Bu diyardan size de var bir masal, dinleyin bakalım neler der size bu masal…

Ben diyeyim yıllar, siz deyin asırlar önce, büyük bir orman varmış dünyanın en güzel yerinde. Bu ormanda türlü türlü ağaçlar yaşar, hepsinin yapraklarının gölgesi ise tüm dünyaya yetermiş. Bu ağaçların birisi de büyük mü büyük bir çam ağacı imiş. Hani şu dikenli yaprakları olan ve mis gibi kokan çam ağaçları var ya, işte ondanmış. Ama bu çam ağacı o kadar mutsuz o kadar keyifsizmiş ki… İçinden düşünür de dururmuş: ‘’Öteki ağaçların ne güzel yaprakları var, kocaman kocaman. Ama bir de benimkilere bak diken diken! Ne kuşlar konuyor benim yapraklarıma ne de insanlar iltifatlar ediyor! Keşke öteki ağaçlardan bir farkım olsa, hepsinden güzel yapraklarım olsa…’

Günlerden bir gün Orman Perisi bütün ormanı gezerken, çam ağacının kendi kendine konuştuğunu duymuş. Orman Perisi, ormanda yaşayan herkesin dileklerini gerçeğe çeviriyormuş. Bu yüzden çam ağacının üzgün olduğunu görünce onun da isteklerini yerine getirmek için yanına yaklaşmış:

Orman Perisi: “Söyle bakalım çam ağacı, sen neden üzgünsün?’’

Çam Ağacı: ” Orman Perisi neden benim de güzel ve kocaman yapraklarım yok? Şöyle pırıl pırıl parlayan yapraklarım olsa ne kadar da güzel olurdu!’’

Orman Perisi çam ağacının mutsuzluk nedenini anlamış. Hemen değneğini oynatmış ve çam ağacı aynı istediği gibi baştan aşağı kristal yapraklarla donanmış. Bir anda ışıl ışıl olmuş çam ağacı. Çevredekiler hayran kalmışlar çam ağacının kristal yapraklarına.

Çam ağacı o kadar keyifliymiş ki… Ama bu mutluluğu uzun sürmemiş. Bir gece çıkan ani fırtına ile çam ağacının kristal yaprakları birbirine çarpmış ve hepsi kırılmış. Çam ağacı tüm yılı yapraksız geçirmek zorunda kalmış.

Gel zaman git zaman derken ertesi yıl olmuş. Çam ağacı yine dikenli yapraklarından şikâyet eder dururmuş. O sırada Orman Perisi gelmiş. Çam ağacı geçen sene başına gelenleri bir bir anlatmış periye. Bu sefer kristal yaprak istememiş. Orman Perisi de çam ağacına bu sene gümüşten yapraklar vermiş. Çam ağacı yine pırıl pırıl olmuş. Gelen geçen herkes hayranlıkla ona bakıyormuş. Çam ağacı yine çok mutluyken, yapraklarının gümüş olduğunu duyanlar bir gece aniden gelmiş ve çam ağacının bütün yapraklarını kopararak ağacı yapraksız bırakmış. Çam ağacı yine yapraksız geçirmiş bütün bir kışı…

Gel zaman git zaman kış geçmiş, bahar yine gelmiş. Çam ağacı bu sefer ne isteyeceğini çok iyi biliyormuş. Orman Perisi yanına geldiğinde hemen söylemiş ona:

Çam Ağacı: ‘Orman Perisi, ne olur yapraklarım ne kristalden ne de gümüşten olsun, sadece gerçek yaprağa benzesin ama çok güzel koksun.”

Orman Perisi ‘Hay hay’ demiş. Orman Perisi çam ağacına bir koku vermiş ki; ormanın en ucundan duyulmuş. Tabi bu kokuyu duyan keçiler, kuşlar hepsi bir koşu gelmiş mi çam ağacının başına! Tüm keçiler, koyunlar çam ağacının güzel kokan yapraklarını bir güzel yemişler. Böylece çam ağacı kış mevsimini yine yapraksız geçirmiş.

Gel zaman git zaman çam ağacı artık ne gösteriş istiyormuş ne de güzel yapraklar! Sadece kendi yapraklarını geri istiyormuş. Orman Perisi geldiğinde ona yalvarmış:

Çam Ağacı: ” Orman Perisi, ben ne güzel gözüken yaprak isterim senden ne de güzel kokan yaprak. Yine diken diken olsun ama yeter ki üstümde dursun’’ demiş.

Orman Perisi sihirli değneği ile çam ağacına eski dikenli yapraklarını geri vermiş.

Sevgili çocuklar, işte çam ağacının dikenli yapraklarının masalı budur. Çam ağacı gösterişten vazgeçince her kış mevsimini yaprakları ile geçirmeyi başarmıştır.

 

Çam Ağacı Masalı
Çam Ağacı Masalı

ÇAM AĞACININ YAPRAKLARI

Çam ağacının dikenli yaprakları ve kokusunun tüm ormanı saracak kadar güzel olduğunu bilirsiniz. Peki, çam ağacının iğneli yaprakları ve güzel kokusunu elde edene kadar başına gelen masalı bilir misiniz? İşte çam ağacının masalı…

Eski zamanların birinde, kocaman bir orman içinde, yemyeşil rengi ile büyük mü büyük bir çam ağacı yaşarmış. Yeşil yapraklarına rağmen bu ağaç halinden hiç ama hiç memnun değilmiş. Neden mi? Çam ağacı, diğer ağaçların yapraklarına bakar ve o yapraklardan kendisinde de olsun istermiş.

Çam ağacı, yine böyle günlerden birinde içinden şu cümleleri geçirmiş:

Çam Ağacı: ‘Öteki ağaçların ne kadar güzel kocaman ve yeşil yaprakları var. Benim neden diken gibi yapraklarım var? Kuşlar bile konmaya çekiniyor benim yapraklarıma! Keşke benim diğer ağaçlardan farklı olacak, fark edilecek yapraklarım olsa…’

Çam ağacı içinden bu cümleleri geçirirken karşısına Orman Perisi çıkmış. Orman Perisi çam ağacının içinden geçen cümleleri duymuş ve onun isteğini yerine getirmek için gelmiş:

Orman Perisi: ‘Çam ağacı, söyle bana nasıl yapraklar istersin üzerinde?’

Çam ağacı Orman Perisi’ni görünce çok ama çok mutlu olmuş. Sonunda dileği kabul olacakmış.

Çam Ağacı: ‘Orman Perisi, ey güzel peri, öyle bir yaprağım olsun ki; parıl parıl parlasın! Cam gibi olsun, uzaktan bile fark edilsin!’

Orman Perisi gülümsemiş ve elindeki değneği oynatması ile çam ağacı parıl parıl parlamaya başlamış. Çam ağacının yaprakları kristaldenmiş ve taa uzaktan bile fark edilmiş.

Çam ağacı kristal yaprakları ile gururla kendisini sergilemeye başlamış. Gelen geçen herkes çam ağacına hayran bakışlar ile bakıyormuş. Ağacın keyfine ve neşesine diyecek yokmuş. Fakat kışın gelmesi ile bu neşe uzun sürmemiş.

Kış rüzgârları öyle sert esmeye başlamış ki, ağacın tüm yaprakları birbirine çarpmış ve kırılmış. Ağaç, daha ilk rüzgârda yapraklarını dökmüş ve yapraksız kalmış. Bütün kış mevsimini yapraksız geçiren çam ağacı bu olaya çok üzülmüş.

Ertesi yıl geldiğinde; Orman Perisi yine gelmiş çam ağacının yanına. Çam ağacı yalvarmış Orman Perisine:

Çam Ağacı: ‘Güzeller güzeli Orman Perisi, benim bütün yapraklarım döküldü. Sen bana yine parlayan fakat kırılmayan yapraklar yapar mısın?’ demiş.

Orman Perisi değneğini oynatmış ve çam ağacının her bir dalı gümüşten yapraklar ile donatılmış. Çam ağacı yine parlamaya, herkesin ilgi odağı olmaya başlamış. Çam ağacının keyfine yine diyecek yokmuş. Fakat bu keyif de uzun sürmemiş. Yaprakların gümüşten olduğunu öğrenen hırsızlar, bir gecede çam ağacının bütün yapraklarını koparmış ve ağaç yine yapraksız bir şekilde kış mevsimini tamamlamış.

Ertesi yıl olduğunda Orman Perisi yine gelmiş. Çam ağacı bu kez akıllanmış. Ne gösteriş ne de ilgi hiçbir şey istemiyormuş. Eski yaprakları olsun ona yetermiş. Orman Perisine yine yalvarmış:

Çam Ağacı: ‘Güzeller güzeli Orman Perisi, ben gösteriş isteyerek hata ettim. Yine bütün kış mevsimini yapraksız geçirdim. Sen bana eski yapraklarımı geri ver. Dikenli olsun, ama sürekli benim üzerinde olsun.’

Orman Perisi yine gülümsemiş ve değneğini oynatarak çam ağacını eski dikenli yapraklarına kavuşturmuş. Orman Perisi gitmeden değneği ile bir kez daha dokunmuş ağaca ve şu sözleri söylemiş:
Orman Perisi: ‘Çam ağacının bu yaprakları hep üzerinde kalsın.’

Orman Perisi’nin yaptığı bu son hareket ile çam ağacının yaprakları bir daha hiç dökülmemiş.

O gün bugündür çam ağaçları yapraklarını dökmezmiş. Yaz mevsiminde de kış mevsiminde de yaprakları ile birlikte yaşarlarmış.

Gökten üç elma düşmüş… Üçü de çam ağacını etrafında görüp tanıyanların olmuş…}