HAVUCUN FAYDALARI HİKÂYESİ

Bir varmış, bir yokmuş… Uzak mı uzak kasabaların birinde Zeynep adından mutlu bir kız yaşarmış. Zeynep, her gün erkenden uyanır, kahvaltısını yapar, ardından da bahçede bütün gün oyunlar oynarmış. Ne annesini ne de babasını üzen Zeynep, hem çok akıllı hem de çok sevimli bir kızmış.

Günlerden bir gün Zeynep yine horozların sesi ile başladı güne. ‘Üüüüüü’ diye bağıran horozlar, tüm kasabaya uyanmasını söylüyordu. Zeynep, horozların nasıl erkenden uyanıp güçlü sesleri ile insanlarını uyandırdıklarını düşünmüş bir müddet. ‘Onların da görevi bu’ diye geçirmiş içinden ve yatağından kalkarak elini yüzünü yıkamış ve kahvaltıyı hazırlamak için annesine yardım etmek için mutfağa geçmiş:

Zeynep: ‘Anneciğim günaydın, bugün ne kadar güzel bir gün!’

Annesi gülümseyerek karşılamış küçük Zeynep’i:

Anne: ‘Günaydın canım kızım. Bugün çok güzel bir gün, haklısın. Zeynepçiğim, bahçeden bana domates-biber ve salatalık toplar mısın?’

Zeynep’in en sevdiği işlerden birisi bahçeye girip bahçeden bir şeyler toplamakmış. Annesi de çok sevdiğini bildiği için bu işi sürekli ona veriyormuş. Zeynep, sebzeleri dalından koparmanın ve onların güzel kokusunu koklamanın ne kadar güzel bir şey olduğunu küçük yaşta öğrendiği için çok şanslıymış. Büyük şehirlerde yaşayan arkadaşlarından bazıları sebzelerin nasıl yetiştiğini bile bilmiyormuş.

Zeynep, terliklerini giymiş ve koşar adımlarla bahçeye doğru yol almış.  Hava mis gibiymiş ve her taraf yemyeşilmiş. Kuşlar, bu güzel havanın tadını çıkarmak için şarkılar söylerken, Zeynep de onlara eşlik ediyormuş:

‘Lay lay lay lomm’

Tam bu sırada Zeynep bir ses duymuş. Hemen susarak etrafı dinlemeye başlamış. Sesler bahçeden geliyormuş. Zeynep eğilerek ve küçük adımlarla bahçeye doğru yürürken konuşanların kim olduğunu da merak ediyormuş. Ancak bahçede kimse yokmuş. Zeynep, duruma şaşırarak daha da yaklaşmış bahçeye… O da ne! Konuşanlar meğerse bahçedeki havuçlarmış. Zeynep bu duruma çok şaşırmış ve sessiz olmaya özen göstererek havuçları dinlemeye başlamış:

Havuç: ‘Baharın ortasına geldik ama kışa daha çok var’ demiş.

 

Öteki havuç arkadaşına dönmüş hemen:

Havuç:  ‘İlla kış mı gelmesi lazım! Yaz da kış da biz olmalıyız yemek sofralarında’ demiş.

Arkadaşlarına katılan bir diğer havuç:

Havuç: ‘Bizim faydalarımız saymakla bitmez. Mesela bizi yiyen kişilerin gözleri daha sağlıklı olur, daha iyi görür çünkü biz de C vitamini var’ demiş

Diğer havuçlar da arkadaşlarını onaylamış. Bir başka havuç lafa girmiş:

Havuç:  ‘Bizi yiyen unutkan da olmaz arkadaşlar. Çünkü biz zihni de güçlendiriyoruz. Sadece yaşlıların değil, gençlerin de çocukların da havuç yemesi çok faydalıdır’ demiş.

Diğer havuç arkadaşını onaylamış:

Havuç: ‘Ben çocukların yerinde olsam her gün havuç yerdim. Böylece gözlerim sağlıklı olurdu ve unutkanlık olmazdı’ demiş.

Zeynep, duyduklarına öyle şaşırmış ki… Kendisi havucu hiç yemediği için bütün bu anlatılanlardan eksik kalmıştı. Eğer böyle yapmaya devam ederse ileride gözleri bozulabilir ve gözlük takmak zorunda kalabilirdi.

Zeynep hemen ayağa kalkmış. Elinde bulunan sepet ile hızlıca havuçların yanında gitmiş ve sepetine bir sürü havuç doldurup evine geri dönmüş. Eve döndüğünde herkes Zeynep’e hayretle bakıyormuş. Çünkü sepetinin içinde bolca havuç varmış. Annesi merakla sormuş:

Anne: ‘Zeynep kızım bu havuçları neden topladın?’

Zeynep: ‘Anneciğim, ben şimdiye kadar havuç yemeyerek ne kadar büyük bir hata yaptığımı anladım. Meğer havuç gözlere çok iyi geliyormuş ve zihnimizi güçlendiriyormuş. Ben bundan sonra bol bol havuç yiyeceğim ve gözlerim hep sağlam olacak’ demiş.

Gökten üç havuç düşmüş, üçü de havuçları çok seven çocukların olmuş…

Bir Yorum

  1. Bahar
    Anlatım çok güzeldi , çok teşekkürler. Oğlum da çok sevdi, ne çabuk bitti diyor 😊
    15/03/2020 at 00:15

Yorum Bırakınız