Tag: sincap

YALAN YALANI DOĞURUR
YALAN YALANI DOĞURUR

Bir varmış bir yokmuş… Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, uzak mı uzak diyarların birinde birbirleri ile barış içinde yaşayan hayvanların olduğu kocaman bir orman varmış. Bu ormanda hangi hayvan yokmuş ki… Fareler, sincaplar, kediler, kuşlar, böcekler, tavşanlar, kaplumbağalar… Kısacası görüp görebileceğiniz tüm hayvanlar bu ormanda yaşarmış.

Gel zaman git zaman günlerden bir gün ormanda yaşayan sincap Mino, bir iş karşılığında kazandığı peyniri bir arkadaşına emanet etmek zorunda kalmış. Mino düşünmüş taşınmış, aklına hemen en yakında oturan arkadaşlarından Fare Mini gelmiş. Mini Mino’nun en iyi arkadaşlarından birisiymiş. Hemen Mini’nin evine giden Mino, heyecanla kapıyı çalmış. Kapıyı açan Mini daha hoş geldin bile diyemeden Mino konuşmaya başlamış:

Mino: “Canım dostum Mini, senden bir şey rica edeceğim: Ben gelene kadar peynirime bakar mısın? Başına bir şey gelmesini istemiyorum’’ demiş.

Fare Mini hemen kabul etti dostunun bu ricasını. Peyniri Mino’dan alarak evine koydu.

Sincap Mino evden ayrılınca Fare Mini peynirden bir an olsun gözünü ayırmadı. Arkadaşının güvenini boşa çıkarmak istemiyordu. Ama fare bu sonuçta, peynir de en dayanamadığı yemek. Karnı da aç olan Mini, çok dayansa da en sonunda pes etti ve peyniri afiyetle yedi.

Fare Mini peyniri tamamen midesine indirdikten sonra yaptığı şeyin farkına vardı. O an çok pişman oldu ama nafile! Ne diyecekti şimdi Mino’ya? Fare Mini diyeceklerini kafasında tasarlarken kapı çalmasın mı? Mino işini hızlıca bitirmiş ve peynirini almak için gelmişti bile.

Fare Mini arkadaşına kapıyı açtı. Mino hemen lafa girdi:

Mino: ‘Canım arkadaşım benim. Sana ne kadar teşekkür etsem azdır. Ben peynirimi alayım da geç olmadan gideyim.’

Fare Mini çaresizce yalan söylemek zorunda kaldı:

Fare Mini: ‘Mino senin peynirin yok. Tavşan Kiko geldi ve senin peynirini aldı benden.’

Sincap Mino şaşırmış:

Sincap Mino: ‘İyi de tavşan ne yapacak benim peynirimi?’

Fare Mini yalan söylediği için yine yalan söylemek zorunda kalmış:

Fare Mini: ‘Şey, benim ona borcum vardı. O yüzden aldı.’

Sincap Mino devam etti sorularına:

Sincap Munu: ‘Ne borcun vardı senin tavşan Kiko’ya?’

Fare Mini her soruya yalanla cevap vermek zorunda kalıyormuş. Çünkü en başında yalan söylemiş:

Fare Mini: ‘Şey, ben ondan havuç almıştım ama geri veremedim.’

Sincap Mino anlayamamış:

Sincap Mino: ‘Neden geri veremedin peki?’

Fare Mini yalanları ile gitgide köşeye sıkışıyormuş:

Fare Mini: ‘Ben çalışıp kazanamadım ve havucunu ona geri veremedim.’

Sincap Mino arkadaşının neden çalışmadığını merak etmiş:

Sincap Mino: ‘ Niçin çalışamadın peki Mini?’

Fare Mini artık yalanla yalanı idare etmekten bıkmış ama bir kere yalana bulaştığı için doğruyu da söyleyemiyormuş:

Fare Mini: ‘Şey, bu yıl çok sıcak geçti, ben de çalışamadım.’

Sincap Mino biraz sinirlenmiş:

Sincap Mino: ‘Sen benim peynirimi nasıl çalışıp ödeyeceksin peki?’

Fare Mini bakmış ki bu iş böyle olmuyor. Ne kadar yalan söylerse bir o kadar da geriden geliyor. Yalanlarını ancak başka bir yalanla idare edebiliyor. Üstelik arkadaşı Sincap Mino’yu da kızdırıyor. Fare Mini en sonunda pes etmiş:
Fare Mini: ‘Canım arkadaşım ben sana en başında yalan söyledim. Affet beni. Ben peyniri dayanamayıp yedim. Çok açtım ve peynirin kokusu da burnuma çok güzel geldi. Dayanmaya çalıştım ama olmadı. Sen çok kızarsın diye de yalan söyledim, tavşan aldı dedim. Ama baktım ki yalan yalanı doğuruyor, artık bir son vermeliyim bu yalana dedim.’

Sincap Mino arkadaşına ilk baştan yalan söylediği için kızmış ama ardından doğruyu söylediği için de Fare Mini’yi affetmiş. Fare Mini de bir daha yalan söylemeyeceğine dair söz vermiş. Böylece iki arkadaş birbirlerine sarılmışlar ve arkadaşlıklarına devam etmişler.

Sevgili çocuklar, bu masalda da gördüğünüz gibi insanlar bir kere yalan söylemeye başladı mı o yalanın ardı arkası kesilmez. Çünkü söylenen bir yalan diğer söylenecek yalanların da habercidir. Siz siz olun yalan söylemeden önce bir kez daha düşünün. Çünkü bir kere yalan söylemek demek bir daha hep yalan söylemek zorunda kalmaktır.

Güvercin, Sincap, Kaplumbağa ve Karacanın Dostluğu
Güvercin, Sincap, Kaplumbağa ve Karacanın Dostluğu

Güvercin, Sincap, Kaplumbağa ve Karacanın Dostluğu

Bundan yıllarca önce, insanlardan çok uzaklarda, sadece hayvanlar için bir ülke varmış. Bu ülkede bulunan 4 adet hayvan türü her gün türlü şarkılar söyleyerek günlerini geçirirlermiş. karaca bir gün çayırda hava alırken, insanların en sadık dostları olan bir hayvan cinsine yani köpeğe rastlamış. Bu bir avcı köpeğiymiş ve çok geçmeden de arkasından sahibi olan avcı gelmiş. karaca kendilerinden başkasını görünce çok korkmuş. Korkmakta da haklıymış, çünkü avcı onu yakalamak için kovalamaya başlamış.

Bu sırada mutlu hayvan evinde akşam yemeği yenilecekmiş. Sofrayı hazırlamak ile meşgul olan sincap arkadaşlarına dönerek;
_” Arkadaşlar, her gün dört iken bugün neden üçüz. Acaba karaca arkadaşımız bizden sıkıldı mı artık?” diye sormuş.

Bunun üzerine yemek masasına doğru yaklaşan kaplumbağa;
_”Sıkılmaz.” demiş, “Karacanın başı dertte olabilir, yoksa mutlaka yemeğe gelirdi. Güvercin, senin kanatların var, havalanıp bir baksana yukarıdan karacaya.”

Bu sözler üzerine güvercin, kaplumbağaya hak vermiş ve havalanıp karacaya bakmaya gitmiş. Çayırda karacayı göremeyen güvercin, ormana da bakmış. Ormanın en kuytu köşesinde bir yerde Karacayı görmüş. Karaca bir avcının kurduğu tuzağa düşmüş, halsiz bir şekilde uzanmış… Güvercin kanatlarını tüm gücü ile çırparak arkadaşlarının yanına gitmiş ve durumu anlatmış. Karacayı kurtarmak için neler yapabileceklerini araştırmışlar ve en sonunda güvercin ile sincap gidip karacayı kurtarmaya karar vermiş. Bu sırada her ihtimale karşı evde birini bırakmak gerektiği için kaplumbağayı evde bırakmışlar. Evde kalan kaplumbağa karacayı çok merak etmiş ve o da yardım için yola çıkmış.

Bir süre sonra güvercin ile sincap karacanın yanına ulaşmış ve onu kurtarmak için işe koyulmuşlar. Sincap ağı kemirirken, güvercin daha hızlı olması için ağı gagası ile havalandırmış. Kısa sürede karacayı oradan kurtamışlar ve evin yolunu tutmuşlar. Ancak bu sırada ağda karacayı göremeyen avcı, meraklanan kaplumbağayı yolda görmüş ve;
_”Bugünlük kaplumbağa ile yemeğimizi yapalım, yarına karacayı buluruz.” diyerek çantasına koymuş. Olanları uzaktan seyreden diğer hayvanlar arkadaşlarını kurtaramak için plan yapmışlar.

Karaca birden kendini avcının önüne atmış. Avcı aniden karşısında karacayı görünce koşmaya başlamış. Var gücü ile koşan avcı bir süre sonra yorulmuş ve sırtından çantasını atmış. Avcının hemen arkasında olan sincap çantayı açarak kaplumbağayı kurtarmış. Birazdan tüm hayvanlar, evlerinde güven içinde geç de olsa akşam yemeği yemek için toplamışlar. Arkadaşlık bağları sayesinde bir günü daha tehkesiz ve beraber geçirmenin mutluluğunu yaşamışlar.}